Hakkında

Hakkında

Adıyaman Üniversitesi'ne bağlı İslami İlimler Fakültesi, 03.01.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2011/2471 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kuruldu. İslami İlimler Fakültesi, Merkezi Derslikler A Blok İkinci Katta hizmet vermektedir.

Dekanın Mesajı

İslami İlimler Fakültemiz, 03.01.2012 tarihinde kurulmuştur. Kuruluşunun ilk yılında İlk Öğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü açılmış, birinci ve ikinci öğretimde seksen öğrenci ile öğretim vermektedir. Diğer üç bölümümüzün açılması ile ilgiliAna Bilim dalı ile Bilim Dalları açılması konusundaki Teklifleri 20/02/2013 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında incelenmiş ve 2547 sayılı Kanun'la değişik7/d-2 Maddesi ile 2809 sayılı Kanun'un 2809 Sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca , Ana Bilim ile bilim dalları açılması uygun görülmüştür.

Fakültemiz, Adıyaman ilimizdedir. İlimiz, insanlığın ilk medeniyetinin doğum yeri olan bölgededir. Bu nedenle antik tarih ile ilgili eserler ve kalıntılarla doludur. Huzur ve sükûn adası olan şehrimiz, hem komşu ülkelere hem de ülkemizin diğer şehirlerine yakın bir mesafededir. Bir buçuk saatlik uçak yolculuğu ile Ankara’ya ve İstanbul’a ulaşılabilmektedir.

Adıyaman Üniversitesi, ilimizin tek devlet üniversitesidir ve bünyesinde on beş bin civarında öğrencisi bulunmaktadır. Zengin kütüphanesi ile birlikte her türlü akademik ve sosyal imkanlara sahip çok huzurlu bir öğretim yuvasıdır.

Fakültemiz, uluslararası niteliği nedeniyle öğrencilerimizin çoğunluğu yurt dışından geleceğinden gençlerin birbiriyle tanıştığı, kaynaştığı ve uluslararasılaştığı bir potadır.

Toplumumuza lokomotif görevi görmeleri amacıyla öğrencilerimize öncelikle insanlığın eksikliğini çektiği ve bütün davranışların motoru olan “düşünme” işlemini öğretmek ve onlar vasıtasıyla toplumumuzu çağımızın düşünüş biçimi ile uyumlu hale getirmek istiyoruz.

İnsanlık tarihi, toplumların bağımsız olmaları ve varlıklarını sürdürebilmelerinin ancak çağlarının düşünüş biçimi ile düşünmeyi becermeleri sayesinde mümkün olduğunu, aksi takdirde tarih sahnesinden silindiklerini söylemektedir. Bu gerçekten hareketle, öğrencilerimize, çağımızın düşünüş biçimi olan “akılcı ve bilimsel” düşünme ile düşünebilmelerini öğretmek istiyoruz.

Düşünme Tarihi de bize, dini hazmetmeyenlerin özgün düşünür olamadıklarını, özgün düşünür olmak, dinini hazmedip özgür, sorgulayıcı ve eleştirel düşünmeyi başarabilmekle mümkün olduğunu öğretmektedir. Biz de öğrencilerimizin İslam ilimlerini hazmedip düşünür olmalarını sağlamak istemekteyiz. Bu nedenle öğrencilerimizden, omuzlarında bu toplumsal sorumluluğun bulunduğunun farkında olmalarını beklemekteyiz.